Photo

"Fazla" bazen doğru kelime ya da doğru kelimeler fazla bazen..

Dünyanın en eski şehirlerinden birinde, şehrin en eski kitaplarının arasında, bilmediğim bir dilde dokundun sayfalarına hayatımın.

İlüzyondan ibaretmişsin gibi..
Uzansam dokunacakmışım gibi ama dokunsam değemeyecekmişim gibi..
Özlemenin rüya hali gibi..

Bir el düşün..
Her dokunuşu kırmızı bir kadeh, saydam bir şarkı ve bir şişe imkansızlık..

Masumiyete ispat bir yüze bakarken bitti düş..
Düştü adam..
Kurduğu düşlerinden..

Photo

Belkiler
Amalar
Keşkeler
Ecekler, acaklar
Hepsi bir sarilmaya bakar
Ve koku
Bir saksı dolusu fesleğen
Bütün o belkiler
Yanarlar oldukları yerde avaz avaz
Ve belki de
İronik
Dogmatik
Ve hatta pragmatik
Ama özlemek
Hani bazen sadece sade olanı
Saf
Hiç bir kötülüğü barındırmadan
Her tehlikeden uzak
Ve hep tehlikenin içinde
Gerçek
Hep ortadayken de yanar mı bir saksı fesleğen?
Yeşil halbuki
Maviye ne kadar da yakın
Kumsalda
İp ince ve ıslak
Duru
Ama siyah
Koyu gri belki de
Belki mi dedim yine
İronik
Dogmatik
Ve hatta pragmatik
Ama gerçek
Yanan fesleğenin kokusu
Kim bilir
Yarın
Henüz yaşanmamış olan
Yaşanması yaşamak istenenlere bağlıyken
Safça sanmak
Niyet
Ne kadar iyiyse o kadar belki yüklü belki de
Belki mi dedim yine
İronik
Dogmatik
Ve hatta pragmatik
Uyusana..

Photo

Çok vücut tanıdım sen yokken. Mermerden yapılmışlardı sanki, tenim tenlerine değdiğinde hissettiğim tek şey üşümek oldu.
Çok sevdiğim bir eylemken öpüşmek nefes nefese, yumruk yer gibi hissettim kendimi.
Ağızımın tam ortasına ve avazımı keser gibi.
Çok vücut tanıdım sen yokken.
Buzdan yapılmışlardı sanki, sadece soğudum herşeyden..

Text

Sanmanın sonu yok.

 

Öyle şeyler sanar ki insan kendi kendine.

Sonra bir bakmışsın yağmur..

Karla karışık.

 

Karla karışık üşür hoşbulmuşluklarım yazını özlediğim kış günlerinde.

Durduk yerde duraksız hüzünler taşınır akıldan kalbe, bütün o şımarıklığa inat.

Cevapsız günaydınlar bırakırım dizlerinin dibine.

Ve uykusuz Türkçeyle, sadece yırtmak için yazılmış kağıt parçalarına denir aşk.

 

Aşk..

Yırtmak için yazılmış kağıt parçalarında saklıdır aslında.

Ayıptır hevesler ve bakışlar yabancı..

Gülüşler esmer ve sanmak yasak kendi kendine..

 

Bir bakışta öpülecek gülüşlerin var,

Şımarmak yasak.. 

Text

tamam konuşmayalım, ben öperek de anlatırım her şeyi..

Text

Pragmatizmden uzak, kıyak anagramlar oluşturdum uykusuz Türkçemle ve kelimelerimin arasına gizledim öznelerimi

Text

Uykularımda dokunduğum dudakların yüzünden kronikleşen sabahlarım kokunla sersemler bir çok zaman.

Doğanın insanla dalga geçme şeklidir koku belki de..

Uyanınca geçer bazen de hatırlattıkları yüzünün.

Ve hatta yüzün.. Gitse ya bazen gözümün önünden.

Dudakların mesela..

Tenin..

Özlemezden gelmenin işe yaramadığı nevrtik zamanlar bunlar.

Her yerini hatırlıyorum.

Tenini, terini, tadını, aklını, kalbini, nefesini..

Özlemenin en derin halidir rüyalarım.

Text

Boşver dedi kadın..
Vermem dedim.
Av mı olacaksın avcı mı diye sordu kadın..
Fesleğen dedim.

Text

Sen daha ben demeden atladı adam ve canımı yakan adamın inandıklarıydı portakalın yanında içilen rakının çokluğuna rağmen

Photo

Aşkım da değişebilir gerçeklerim de
Pırıl pırıl dalgalı bir denize karşı
Yangelmişim diz boyu sulara
Hepinize iyiniyetle gülümsüyorum
Hiçbirinizle dövüşemem
Benim bir gizli bildiğim var
Sizin alınız al inandım
Morunuz mor inandım
Ben tam kendime göre
Ben tam dünyaya göre
Ama sizin adınız ne
Benim dengemi bozmayınız

- Turgut Uyar -